Selma ve Gülnur Gülerce

Salı, 29 Eylül 2009 10:22 PORTRE

 

Gülerce Ailesinin Kadınları  Başarıyla İş Başında...

Yavuz Otomotiv adından da anlaşılacağı üzere otomotiv sektöründe faaliyet gösteren bir firma. Ford binek araçlar ve hafif ticari araçların yedek parçalarının ithalatı ve toptan satışı üzerine hizmet veriyor. Bu yıl 40. seneyi geride bırakıyor. Ilk olarak Eskişehir merkezli kurulmuş bir firma. 1970’li yıllarda İstanbul’da da hizmet vermek üzere ofisini açmış. 80’li yıllarda turizm sektörüne girilmiş. Fevzi Paşa Bulvarı’nda bir arsa alınarak İzmir’de bir otel inşaatına başlanmış. Merhum Yavuz Gülerce, bizzat inşaatın tüm detaylarıyla ilgilenmiş. O dönemde 4 yıldızlı sayılan Hisar Hotel tamamlanarak zamanın Turizm Bakanı Mesut Yılmaz tarafından açılmış. 1990’lı yıllar Gülerce ailesini yarış atı yetiştirmeye ve koşmayla tanıştırmış… İzmir Bornova’da 1999 yılında Yavuz Otomotiv’in bünyesine bir imalathane katılmış. Ecem Otomotiv. Volkswagen, Ford ve Mercedes otomobillerinin bazı yedek parçalarını imal etmeye başlanmış.

Büyük çocuk Yönetim Kurulu Başkanı Gülnur Gülerce…

Küçük çocuk Otomotiv Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO Selma Gülerce…

Yavuz Otomotiv Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin kurucusu baba merhum Yavuz Gülerce… Ve ailenin en büyük desteği ev hanımı Nurbiye Gülerce…

 

 

Mutevazı Gülerce Ailesinin İstanbul yolculuğu merhum Yavuz Gülerce’nin, sektörde aldığı büyüme kararı ile başlıyor.

Tüm aile İstanbul’a taşınacaktır… Bir kişi hariç… Selma Gülerce.

"Hamamyolu Caddesi Porsuk nehri kıysındaki İzgi Apartmanı’nda oturduğumuz daireyi boşaltmadık. Çünkü ben bu arada Anadolu Üniversitesi İletişim Sanatları bölümünü kazanmıştım. Eskişehir’de okumaya karar verdim. Hafta sonları ve tatillerimde İstanbul’a ailemin yanına gide gele okulu bitirdim. Sonrasında da akademik kariyer yapmayı düşünerek, Halkla İlişkiler Yüksek Lisans programını tamamladım. İş ile ilgili istek ve planlarımı devreye sokamadan evlendim ve bir kızım oldu. Öncelikle kızımı en azından 3 yaşına kadar ben büyütmek istedim ve bu dönemde de çalışmadım." diyor Selma Gülerce…

Küçük çocuk Selma Hanım, çocukluğunda babasının işiyle hiç ilgilenmemiş hatta sadece nerede olduğunu bilirmiş… "Babam çok çalıştığı için çocuklarına ayıracak zamanı olmazdı. Daima annemiz ev hanımı olan Nurbiye Gülerce bizler ile ilgilenmiş ve babamızla aramızda bir köprü oluşturmuştur. Her zaman pozitif olması, iyi niyetliliği ve becerikliliği ile babamın yoğun iş temposunda hep destek olmuştur."

Büyük çocuk Gülnur Hanım, büyük olmanın da getirdiği farkı yaşam şekli olarak küçük yaşlardan itibaren benimsemiş…

Ben küçükken de büyüktüm aslında sözleri ile iş dünyasına giriş yıllarını şöyle anlatıyor.

 

"Sultanhamam zamanında babamla mal almaya okulumu asıp Eskişehir’den İstanbul’a gelirdim. Babam ortamı tanımamı isterdi. Bense onunla seyahat etmekten çok keyif alırdım. O yaşlarda da çok şey öğrendim. Şimdi o yaşlardaki çocukları hiçbir yere gönderemezsiniz. Aynı karakterde olduğumuz için çok tartıştığımız zamanlar da oldu. Onun kendi doğruları vardı elbette ama beni her zaman olgun biri yerine koyup fikirlerimi dinler, önemserdi. Bu bana özgüven verdi ve ben sorumluluk almaktan hiçbir zaman çekinmedim. Ona çok şey borçluyum.
Baba mesleğim otomobil yedek parçacılığı. Onunla yetiştim ve hatta eğitim gördüm."

 

Gülnur Hanım ise biraz daha geç katılmış iş yaşamında bu ekibe. "İş ile ilgili istek ve planlarımı devreye sokamadan evlendim ve bir kızım oldu. Öncelikle kızımı en azından 3 yaşına kadar ben büyütmek istedim ve bu dönemde de çalışmadım. Bu arada, Gülnur Hanım İstanbul’da otomotivde çalışmaya devam ediyordu. Daha sonra işe bir süre ara verdiği Amerika’da olduğu üniversite yılları var. Bu dönemde babam araştırmacılığı, yeniliklere doymayışıyla farklı bir sektöre adım atmıştı. Gülnur Hanım, dönüşünde yeni kurulan Bamka Döviz Hizmetleri A.Ş.’de babam ile eğitimi nedeniyle mecburen bir süre ara verdiği mesai arkadaşlığına tekrar başladı. Ben bu güzel ikilinin arasına 1995 yılında Yavuz Otomotiv’de çalışmaya başlayarak katıldım. Öncelikle part time staj yaparak başladığım çalışma hayatımda her ikisinin de büyük desteğini gördüm. Yavuz Otomotiv olarak müşteri portföyümüzü tanımak, ithalat, muhasebe, finans, satış, vd. birimlerde bilgi sahibi olmak derken sorumluluklarım gün geçtikçe arttı. 1999 yılında bünyemize imalat yapan Ecem Otomotiv katılınca işimize farklı bir boyut gelmiş oldu. Kauçuk ve metal parçaların imalatı ve ihracatı.

Selma Gülerce de şu sözlerle görev paylaşımını aktarıyor… " Turizme, sonra yedek parça imalatına girdik ve ayrıca döviz büromuz var. İthalat, ihracat da devam ediyor. İki kardeşiz, babamız kız kardeşim Selma Hanım’la işlerimizi ayrı ayrı ayarladı. Her zaman bir işte iki baş olmaz mantığıyla çalıştık. Acil bir durum olmazsa her altı ayda bir babamla birlikte toplantı yapar, önümüzdeki dönem programlarını gözden geçirirdik. Hangi sektöre girmek istediğimizi de o anda kararlaştırırdık. Hiçbir zaman işlerimize müdahale etmemişti kararlarımıza saygı duyardı. Biz kendisinden ücret karşılığında danışmanlık hizmeti alırdık. Bu yolla çok sık soru sormamızı engelleyip kendi karar verme yeteneğimizi geliştirmek istedi sanırım. O zaman yeni emekli olmuştu ve bu emekli maaşı bana yetmiyor dedi. Bizim için aylık belli bir danışmanlık ücreti belirlemişti. Yapımın babama çok benzemesi nedeniyle ya da belki ilk çocuk olmamla ilgili ev içinde de, iş hayatında da babamın erkek çocuğu gibiydim.

Yarış Atı Yetiştirmeye ve Koşmaya Başlayış:

Gülerce Aile’sinin atçılık serüveni 1990 yılında başladı. Selma Hanım’dan dinliyoruz " En çok destekleyen ve sevinen annem olmuştur. Annem Mahmudiye - Çifteler ‘de doğduğu, hayvancılık ve çiftçilik ile geçinen bir ailenin kızı olduğu için atlara ayrı bir sevgisi vardı. Ayrıca Karaçay olduğumuz ve atalarımız Kafkasya’dan göç ettiği için özellikle ailece tayları çok severiz. Çoçukluğumuzda dedemleri ziyaret gittiğimizde, at yarışlarına da mutlaka gider seyrederdik. Hisar Hotel açıldıktan sonra, İzmir yarış sezonunda otele kalmaya gelen at sahipleri ve jokeyler ile sohbetler ve şu anda antrönerlerimizden biri olan Mehmet Çay, babamın hobi olarak bir at almasında etkili olmuştur. İlk atımıza Gülnur Hanım’ın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Bamka adı verildi. O nedenle kendisi için yeri daha farklıdır. Yavuzhan, Caş, Yelhan, Selhan gibi safkanların sahibi olduk ve can taşıdıkları için çok riskli olan bu sektörde ise şansımız çok iyi gitti. Gülerce ekürisi olarak kısa süre içerisinde başarılarımızın ve kupalarımızın keyfini çok yaşadık. Annem atların yemleri ve beslenmeleriyle ilgili gerekenlerin alınmasından, yurt dışındaki ihalelere gidilmesi, yarışlara katılmak ve sabah galop çalışmalarında bulunmaya kadar her zaman babama yardımcı ve destek olmuştur. Allah tüm at sahiplerine bizim yaşadığımız gibi güzel başarılar versin."

 

Bu güne kadar atlarla hiç ilgilenmemiş olanlara Google’de arama motoruna Yavuzhan yazmalarını öneririm. Çünkü o bir efsane… İşte bu bilgilerla Yavuzhan…

Yavuzhan Türk Yarışçılığının simge isimlerinden birisi olarak yerini alır. Yavuzhan’ı şampiyon yapan elbetteki genlerindeki özellikleridir…1994 yılında yarış yaşamına başlayan bu safkan katıldığı ilk iki koşusunu kazanırken; farklı yarış biçimiyle de dikkatleri üzerine çeker. O’nu incelemeye gelen heyetin dikkatini bir şey çekmiştir. Yavuzhan, kazandığı koşuların tamamında foto-finish’e bakmış. Yani,"yine ben kazandım" dermişçesine poz vermiştir. Her dönemde şampiyon olarak anılıp, tüm yarış severlerin gönlünde taht kurmayı başaran, unutulmaz bir safkan arap atı…

Söz yine Selma Hanım’da;" Başarılarıyla Türkiye’nin tanıdığı ve 1994 yılında bize Yılın Atçısı ödülünü kazandıran Yavuzhan’ın kazancıyla babam ve annem eğitime katkıda bulundular.Babam Sivrihisarlı olduğu için, Sivrihisar Nurbiye Gülerce Sağlık Meslek Lisesi ve Sivrihisar Ertuğrul Köyü Yavuz Gülerce İlk Öğretim Okulu’nu yaptırdılar. Yavuz Gülerce’nin sosyal çalışmalara ve özellikle eğitime yaptığı katkılar gençliğe verdiği önemin de bir ifadesiydi. Bu doğrultuda Sivrihisar Eğitim Vakfı’na öğrenci bursları için destek vermeye devam etmekteyiz. 2006 yılında vefatından itibaren TJK, her yıl anısına bir yarış düzenlemektedir. Kazanan at sahibine ise annem, ailemizin yaptırdığı kupayı hediye etmektedir." Ailenin tüm bu işlerini yöneten Nurbiye, Gülnur ve Selma Gülerce son olarak şu sözleri not alıyoruz.

 

"Gülerce Ailesi’nin 3 kadını olarak, hiçbir sektörde kadın olmanın dezavantaj olduğunu düşünmüyoruz. Yeter ki çalışmak istensin. Yavuz Gülerce’nin ardından, kendisinin kurduğu düzeni, ilkeleri ve bizlere öğrettikleri doğrultusunda hep beraber ömrümüz yettiği sürece devam ettireceğiz."

Kadının Sesi Portre Haber